ÇANTAYA NE KOYMALI - 1 Sırt Çantalı Seyahat

Evet, aziz kardeşlerim, tekrar merhaba.

Çanta hazırlama inceliklerine geçmeden önce netleştirmemiz gereken şey, ne tarz bir seyahate hazırlandığımız yönünde. Benim önerilerim, özetle söylemek gerekirse "Çekçekli bavulla gidilmeyecek" seyahatler üzerine olacak. :) Yani eşya sayısı ve ağırlığının minimumda tutulması, aynı zamanda hiç akla gelmeyecek hayati ekipmanın olabileceği, konforunuzu kendiniz yaratmanız gereken, kendinize yetmeniz gereken seyahatler. Yani, interrail gibi "backpacking-sırtçantalı" seyahatler, veya kamp yaparak konaklayacağınız uzun soluklu seyahatler, motosikletli ya da motosikletsiz.

O halde, konumuzu üçe ayıralım. 1) Sırt Çantalı Seyahat yani Backpacking, 2) Uzun Süreli Kamplar 3) Uzun Süreli Motosiklet Yolculukları

Ve ilk konumuzla başlayalım.


1) Sırt Çantalı Seyahat

Evinizi sırtınızda taşıdığınız bu tip seyahatlerde en önemlisi hafiflik ve sadeliktir. Size tavsiyem, kişisel ihtiyaçlarınıza ve hassasiyetlerinize göre lazım olabileceğini düşündüğünüz her şeyi listeleyin ya da elinizde hazırsa karşınıza istifleyin. Sonra birer birer elemeye başlayın. En azından yarıya indirmeniz mümkündür. :) 

-Öncelikle çantalar. Birkaç parça çanta taşıyacaksınız. Birincisi, büyük sırt çantanız. Maksimum 60 lt lik olsun, 40 lt lik de olabilir. 60dan fazla olmasın. Çantanız ne kadar büyük olursa o kadar çok eşya koyarsınız. Her şey gibi çanta boyutunu da mümkün olan minimum değerde tutun. Sırt çantasıyla ilgili ikinci ve bence önemli bir tüyo da şu: Ortası fermuarlı alın. Bu ne demek? Sırt çantaları genelde ince uzun, silindir gibi olurlar ve eşyalarınızı çuvala doldurur gibi yukarıdan doldurursunuz. Ama ortasında bir fermuarı varsa, bavul ya da spor çantası yerleştirir gibi yerleştirebilirsiniz. Ayrıca daha önemlisi, çantanın dibindeki bir eşyaya ulaşmak için her şeyi çıkarmak zorunda kalmazsınız. 
İkincisi, günlük çantanız. Günlük gezilerinizde kullanmak üzere ufak bir sırt çantası, ya da postacı çantası. Ama sırt çantası daha iyi tabii ki.
Üçüncüsü kıyafetinizin içine giyeceğiniz, ince ve ten rengi gizli çanta, paranız ve pasaport gibi önemli belgeleriniz için. Tabii ki gün içinde kullanacağınız parayı buraya koymayın, ödemelerinizi striptiz eşliğinde yapmak zorunda kalmayın. 

 





- Yazın seyahat ediyorsanız bilin ki üç tişörtten fazlasına ihtiyacınız yok. Aslında iddialı bir hafif-gezerseniz iki de yeterli, birini yıkar birini giyersiniz. Ben ne olur ne olmaz diye üç tane alırım, bazen yastık kılıfı olarak, veya aklınıza gelebilecek pek çok farklı amaç için kullanmak isteyebilirsiniz. Aynı şekilde, iki şort-pantolon da yeterli. Bunlardan biri uzun pantolon, diğeri şort olabilir, ya da şort olabilen tek bir pantolon ve rahat bir eşofman altı da yeterlidir. Yani belden aşağısı için toplamda iki parça yeterlidir. Özellikle de dışarıda giyeceğiniz pantolonu su ve kir tutmayan, doğa yürüyüşleri için kullanılan cinsten aldıysanız. Kot almayın. Kot yazın yakar kışın üşütür, ağır bir kumaştır ve elde yıkaması zordur.


"Yemin ediyorum pişik oldum."




- Çorap ve iç çamaşırı için de aynısı geçerli. İddialı gezginler iki çamaşırla yaşıyor, akşam vardığı yerde birini yıkıyor diğerini giyiyor. Ben üç tane alıyorum. Herhalde çok giyip yıkamaktan mütevellit yıpranma sürelerini azalttığımı sanıyor olabilirim. Yine de temelde iki tane yeterli. Çok çok çok hassas değilseniz, iki tane alın. Sadelikte huzur olduğunu unutmayın. Kadınlar da sutyen sayısını ikide tutabilirler, hatta bikini alıyorlarsa ve bikini üstleriyle rahatlarsa, tek bir sutyen de olur. Geçen yaz bir aylık Ege-Akdeniz seyahatimiz esnasında ben iki sutyen almıştım ama çoğunlukla bikini üstüyle dolaştığım için birini hiç kullanmadım bile. Çoraplardan biri ise kalın havlu kumaşlardan olabilir, ola ki ayağınız gerçekten üşürse diye.


- Titizliği artık psikolojik sorun boyutuna gelmiş bir arkadaşım, Hindistan' a giderken orada çamaşırhane ya da kuru temizleme vb. bulamayabileceği fikriyle yanına kullan-at iç çamaşırları aldığını söylemişti de aklım çıkmıştı. Kankalar saçmalamayın, saçmasapan icat çıkarmayın. Çamaşırınızı elinizde yıkayacaksınız. Sabununuz, suyunuz ve iş gören elleriniz olduktan sonra çamaşırınızı yıkamamak için hiç bir sebebiniz yok. Ayrıca uyarmak isterim, KULLAN-AT MANTIĞINDAN DERHAL UZAKLAŞIN. Kullan-at demek, çöp demektir, çöp demek kirlilik demektir, doğanın sinsice katledilmesi demektir. Bana "ama geri dönüştürülebilir malzeme" demeyin. Yanınıza az eşya almakta göstereceğiniz titizliği, az çöp çıkarmak konusunda da lütfen gösterin. Neyse, sinirlendim, kaptırırsam çok yazarım. Bu arada o arkadaşın durumu gerçekten, yani dalga geçmek anlamında söylemiyorum, gerçekten psikolojik bir sorun halindeydi ve aşmak için çabalıyordu, bu yüzden elbette üstten üstten  konuşacak değilim. Ama siz kendinizi bir tartın. Sırf rahat ve konforlu diye böyle şeyler tercih etmeyin.

Nereye gidiyor bunlar?!



- Havlu alın. Kalın havlu yerine peştemal tercih edin. Doğa sporları mağazalarında ya da Decathlon' da filan bulabileceğiniz ince, hafif mikrofiber havlular da var, isterseniz. Ama ben yerel ürün yerel malzeme mantığıyla peştemal tercih ediyorum, o da aynı şekilde ince, hafif, çok su çekiyor ve çabuk kuruyor. Tek bir havlu yeterli, özellikle de yazın, öyle yüz için ayrı, baş için ayrı, vücut için ayrı kasmayın. :)


- Yaz bile olsa, serin geceler için bir hırkanız olsun. ( Tek bir hırka! ) Polar bu anlamda çok iyi bir malzeme. Eğer kış ya da sonbaharsa da tek değişecek şey, belki tişört yerine sweatshirt tercih edecekseniz, polarınız biraz daha kalın olacak ve üstüne üçüncü bir katman olarak montunuz olacak. Başka değişen bir şey yok.


- Panço yağmurluk. Özellikle panço, yani yere serdiğinizde dikdörtgen ya da kare olacak kesimde. Hem gerektiğinde çantanızı da kaplar, hem de üstünüze giymeseniz bile toprağa, çime vb. oturmak için altınıza serebilirsiniz, hatta gerektiğinde barınak olarak da kullanabilirsiniz. Ucuz, naylon poşet gibi olanlardan bahsetmiyorum tabii.


Kollarıma gel bebeğim...


- Buff-yemeni. Buff, gezginin hayat kurtarıcısıdır. Her işe yarar. Orijinal buff lar kir tutmaz, koku yapmaz, çok uzun süre yıkama gerektirmeden giyilebilir, yıkarsanız da hemen kurur. Kafanızı korur, boynunuzu korur, yüzünüzü korur, saçınızı toplar, bir şey bağlamanız gerekirse ip olur, toprak olur taş olur, yolunda yoldaş olur, istersen kardaş olur. Aynı şekilde bir yemeni de hemen hemen bu işlerin tamamını görür ve aynı kullanım kolaylığındadır. :)


- Bir yaz "backpacking"i için biri ayağınızda biri çantanızda olmak üzere iki çeşit ayakkabı yeterlidir. Tahmin edebileceğiniz gibi biri kapalı spor ayakkabı, diğeri terlik-sandalet. Başka bir şey almayın. Hadi ille alacaksanız, uzun yürüyüşleriniz için kalın tabanlı, sağlam terliklerinizi ya da sandaletlerinizi, ortak duş-kaplıca-plaj gibi yerlerde kullanmak için şu strafor gibi tabanlı, plastik bantlı, basit parmakarası terliklerinizi alın, bu konu da burada kapansın.


- Konaklama koşullarınıza ve gideceğiniz yerin havasına göre, ince polar bir battaniye bulundurmak isteyebilirsiniz. Aynı şekilde, kamp yapmayacak olsanız bile uyku tulumu da işinize yarar. Interrail zamanlarında uyku tulumu o buz gibi gece trenlerinde çok işimize yaramıştı, Patras-Brindisi feribotunda, güvertede uyurken de imdadımıza yetişti. Özellikle konaklayacağınız yerle ilgili esnekseniz, parkta bahçede, elalemin evinde yatmak gibi planlarınız varsa, bir uyku tulumu iyidir. Mevsimine göre almayı unutmayın, gereksiz kalın ve ağır, ya da sizi soğuktan korumayacak kadar ince tulumları taşımayın.



Matlardan kurtulduğumuz an. 
- Bu arada mat meselesine gelirsek, yine milattan önce 2005 yılında ben ve ablam interraile çıktığımızda şu kalın ve ağır askeri matlardan almış, delicesine pişman olmuştuk. İkisini de yolda bıraktık. Fazla ağır ve işlevsizdi. Sonra Napoli' de pazardan hafifçecik köpük matlardan bulup almıştık, hani şu Koçtaş' t filan 10 liraya satılanlardan. :) Kamp yapmıyorsanız mat çok elzem değil, özellikle yere oturmak için serebileceğiniz nefis bir yağmurluğunuz varsa. Kamp yapıyorsanız zaten şişme mat alın. Net. 




- Numaralı gözlük kullanıyorsanız, yedek gözlük almak isteyebilirsiniz. Doktora, gözlükçüye vb. rahat ulaşabildiğiniz yerlerdeyseniz çok önemli değil, ama dağ başına ya da dilini izini bilmediğiniz yerlere gidiyorsanız iyi bir fikir. Benim mesela gözlerim 6,5 numara miyop. Gözlüğümü kaybettiğimi ya da kırdığımı düşünebiliyor musunuz? Düşünüyorsanız vicdansızsınız. Ve vicdansızsanız, vicdan sizsiniz ahehahah. Ay sinirim bozuldu. Güneş gözlüğünüzü de alın tabii. Seyahatte lens pek tavsiye edilmez, türlü türlü hijyen ve hava ( rüzgar, çerçöp ) koşulu var ama ille alacaksanız biliyorsunuz zaten, kabıydı, solüsyonuydu vb. 



- Gerektiğinde, trende, gece yolculuklarında vs. sırt çantanızı bağlamak isteyebilirsiniz, özellikle
duruk ve bönler diyarı Avrupa' ya değil de, civcivli Asya yönüne gidiyorsanız. Bunun için zincir ve asma kilit kullanılıyor. Sağlamından bir bisiklet kilidi de hiç yoktan iyidir. Hatta ben direkt bisiklet kilidi alırım çünkü zincir ve asma kilit dediğin zaten ağırlığıyla süründürür. Ha asma kilit yine de alın. Daha doğrusu almanız gerekip gerekmediğini gideceğiniz ülkeye göre araştırın, en mantıklısı bu.


- Küçük bir dikiş kutucuğu yapın kendinize, abartmadan.


- İsveç çakısı daima ve mutlaka! Çok özellikli olmasına gerek yok, sağlam ve paslanmaz olsun yeter. Bıçak, tirbuşon, şişe açacağı ve belki konserve açacağı varsa işiniz fazla fazla görülür. Ayrıca kamp çatal-kaşığı da olsun yanınızda. Bazen yemeğinizi kendiniz pişirecek olursunuz, ya da marketten yoğurttur, pudingdir alırsınız. Bulunsun.


- Eğer uykusu hafif biriyseniz, ışıkta, seste uyumak gibi sorunlarınız varsa kulak tıkacınızı ve göz bandınızı unutmayın. İyi bir gece uykusu iyi bir gezme günü, sağlık ve moral demektir. :) Ayrıca otobüs ya da pulman tren yolculuklarınız olacaksa bir boyun yastığı da çok işinize yarar. Şişme olanlardan alın ki az yer kaplasın.


- Tabii bu kişisel bir tercih ama bence yanınıza fazla kitap almayın. Tekrar tekrar okumaktan hoşlanacağınız tek bir kitap alın, kitap okumayı özellikle sevmiyorsanız hiç almayın. Zira ayrıca rehber kitabınız olacak ( mutlaka! ) açın onu okuyun daha iyi. :) Kitap hem havalelidir, hem ağırlık yapar, hem de yolda çokça yıpranır.
Gerekirse yolda alırsınız.

- Günlük tutar cinstenseniz bir günlük defteri ve kalem alın. Hatta tutun yani günlük, sonra unutursunuz gider. Ama tabii, yanınıza netbook, ultrabook vb. almış ve seyahat anılarınızı bu şekilde yazıyor da olabilirsiniz. Bilgisayar işleri konusuna birazdan geleceğiz. Defter meselesine dönersek, günlük tutmasanız bile minik, cep boy bir not defteri alın, her an bir şeyler not etmeniz gerekebilir, otelinizin adresi, yeni tanıştığınız arkadaşınızın adı soyadı ( eskiden olsa mail adresi-telefonu derdim ama nasıl olsa adamı feysbuktan bulacaksınız ), kullanacağınız tramvay hattının numarası vb.  Her şey için lazım olur. Ha onları da telefonuma not ederim arkadaş diyebilirsiniz o zaman da ben size daha bir şey demiyorum artık, bildiğiniz gibi yapın.


- Çamaşır ipi ve biraz mandal. Özellikle Avrupa' ya gidip hostellerde kalmıyorsanız, çamaşırınızı elinizde yıkayacaksanız yani, iyidir, bulunsun. Gerektiğinde başka işlere de yarayabilirler.


- Cep telefonunuz ve şarj aleti, söylememe gerek yok. Gittiğiniz ülkenin ne tip priz kullandığından emin olun ve gerekiyorsa dönüştürücü alın.


- Bilgisayar meselesine tekrar gelelim. Açıkçası almayın diyemem, alın. Artık dizüstü bilgisayarlar giderek hafifliyor, hatta bilgisayarı bırak, tabletler var zaten. Seyahatte kullanmak için yeni dizüstü alacaksanız hafif ve sağlam olsun, şarjı olabildiğince uzun süre gitsin, ekranı ışıkta parlamasın, mümkünse klavyesi alttan ışıklı olsun. ( karanlık otobüste, trende, hostel odasında, çadırda çok işinize yarar ama şart da değil. ) Tabii ki bu özellikler içinde en en en önemlisi önce hafiflik, sonra sağlamlık ve şarj. Ekran ve klavye meseleleri idare edilebilir şeyler. Ha tabii, bütün bu özellikler kaybolduğu ya da çalındığı takdirde ciğerinize oturmayacak bir fiyattan temin edilmiş olmalı. Aslında bırakın dizüstüyü filan, hafifçecik bir tabletiniz olsun yeter. Yazmak için kullanacaksanız Asus' un filan klavyeli tabletleri var, ya da farklı markalar tablet için bluetooth klavye üretiyor zaten. En hafif ve şarj açısından avantajlı çözüm tablettir. Böylece geride kalanlarla bağlantı kurmak için internet kafelere mahkum olmaz, seyahat notlarınızı çok daha hızlı tutabilir ve isterseniz yayınlayabilir, sıkıcı otel gecelerinde oyalanabilirsiniz.


Tatlı şey. 
- Şarj edilecek bir telefonunuz, bilgisayarınız/taletiniz ve  fotoğraf makineniz var ama tek bir prize mi sahipsiniz? Korkmayın! Öncelikle bilgisayarınızı/tabletinizi takın fişe, sonra diğer ekipmanı bilgisayara bağlamak için usb kablonuz olduğundan emin olun. Gerekirse yanınızda usb çoklayıcı bulundurun. Diğer bir seçenek ise USB girişli fişlerdir ve süper işe yararlar. USB çoklayıcı kablonuzu fişe taktığınız gibi tek prizle pek çok aleti şarj edebilirsiniz.


- Wireless özelliği olmayan bilgisayarların ( pc lerin mesela ) wireless i algılayabilmesi için usb adaptörler var. Diyelim ki otel odanızda ya da hostelde ranzanızda oturuyorsunuz ama hostelin-otelin interneti size kadar güç bela ulaşıyor, ulaşmıyor. Bu wireless adaptörleri imdadınıza yetişebilir. Fakat bu biraz keyfi bir mesele, yani hafiflik ve sadelik ön plandaysa, mecburiyet değildir.


- Banyo çantanızı bildiğiniz gibi hazırlayın ama her şeyi küçük küçük şişelere doldurarak götürün, komple büyük şampuan şişesiyle gezmeyin. Yolda bitse bile uygun bir şey bulursunuz nasıl olsa, nerede olursanız olun. Deodorant alın ama parfüm fazlalıktır. Küçük bir şişe kolonya iyidir. Pürel? Belki. Sağlam bir kap içinde sabununuz olsun, hem ellerinizi hem çamaşırınızı, icabında bulaşığınızı yıkarsınız. Saç fırçanız, diş fırçanız-macununuz, tırnak makasınız, traş takımınız artık onları ben söylemiyim. Kadınların gideceği yere göre değişir ama, önlem için bir iki hijyenik pedi kenarda tutmakta fayda var.


- Bu arada "uzun seyahatlerde epilasyon" konulu master tezim şu an onay aşamasında. Şaka şaka değil. Jiletten daha düzgün bir çözüm bulamadım şahsen. Tavsiyesi olanlar bi yorum atarsa hepimiz için büyük hizmet olur.


- Bir rulo buzdolabı poşeti ya da bir miktar naylon poşet bulundurun. Kirlileriniz, çöpleriniz, sızdıran şampuanlarınız için kesin çözüm.

- Şimdi size muhteşem bir icattan bahsetmek istiyorum. Daldırma tipi su ısıtıcı! 20 tl gibi bir fiyata temin edebileceğiniz bu bebek, mahrum ve mazlum otel gecelerinde çay kahve keyfinden uzak kalmamanızı sağlayacaktır. Ayrıca çok lazımsa hazır çorbanızı, hazır noodle' ınızı pişirebilirsiniz! Prize takılıp direkt su dolu kabın içine bırakılarak suyun ısıtılmasını sağlayan bu rezistans hem hafif, hem küçük hem de oldukça faideli. Şu ucuz plastik Türk kahvesi makinelerinden taşıyanları da gördüm, onlar da hafif sonuçta ama bu daha az yer kaplıyor ve farklı kaplarda kullanabilme özgürlüğü sunuyor.

DÜZELTME: Kadıköy' de, Balık Pazarı' nda bu tarz elektronik ıvır zıvır satan bir dükkan var, oraya sordum. Satışının yasaklandığını söylediler, güvenlik zaafı sebebiyle. Ama Aksaray' da satılıyor. Bu arkadaşı ben ilk olarak Necdet Şen' in Hindistan seyahatini anlattığı çok güzel kitabı Nereye? de görmüştüm, Necdet Şen bu aletten herhangi bir zarar görmüş değil. Durum bu. Karar sizin. :) 

- Ve tabii kap demişken, çelik, kapaklı bir seyahat kupanız olsun. Kapak Allah' ın emri değil tabii, olabilir de olmayabilir de. Ama Starbucks tipi uzun ve dar kupalardansa geniş ağızlıları tavsiye ederim, içinde yumurta haşlayabilir, noodle ve çorba pişirebilirsiniz.

- Gideceğiniz yere bağlı olarak yanınızda bir miktar poşet çay, kahve, atıştırmalık vb. almak isteyebilirsiniz. Hatta belki küçük de bir konyak alır, geceleri şenlendirir ve icabında içinizi ısıtırsınız.




Bunlar daha ziyade makul mevsimlerde, şehirlerde, otel ve hostel koşullarında kalınacak bir seyahat için söyleyeceklerim. Bir sonraki yazımızda, kamp koşullarında nelere ihtiyacımız olduğundan bahsedeceğiz. :) 

Yorumlar

  1. Bu çok faydalı bilgiler için teşekkürler kuzucum :) Şeref'le birlikte okuduk ve çok beğendik :)

    YanıtlaSil
  2. Uzun sure yazmayınca ben de siteye bakmıyordum. Bir baktım gani gani yazı. Ee ne demişler bakmazsan dağ olur... Ohüm ! Sevindirin oldum kısaca.

    Kitap konusunda kindle v.b. ebook şiddetle tavsiye ederim. Normalde dijital oyuncak gözüyle bakıyordum fakat yola çıkacak kişinin hakikaten buff gibi yareni oluyor... Özellikle yabancı bir ülkede dağ başında bağda bahçede kamp atılıyorsa ateş falan yakamadığın için erkenden çadıra giriyorsun. Uyu uyu mala bağlıyor insan. Kitap o anlar için süper zaman geçiriyor. İçine gani gani kitabı doldur. Bitti mi internetten yeni satın al ya da kaçak yükle :)

    Hindistan yolculuğunda şimdiden iyi eğlenceler dilerim. Motosikletle batı Karadeniz rotası uzar da orta karadenize sarkarsa bir sure Ordu'dayım beklerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya şu kindle' ı açıkçası ben Defne Suman' dan öğrendim, blogundaki şu yazısından: http://defnesumanblogs.com/2011/10/13/tuyden-hafif/ Açıkçası hoşuna giden gitmeyen kısımlarını samimiyetle yazmış. Ben de kindle' ın işini tablet görüyor mu acaba diye düşünüyorum, yani zaten yazmak için ultrabook ya da tablet taşıyorsam, okumak için ayrıca kindle da mı taşımalıyım filan... Ne diyorsun?

      Sil
    2. Kindle-Tablet çok farklı kulvarlar aslında... Tablet, internette gezinme, film seyretme v.b. pek çok interaktif ihtiyacı gideren bir alet. Ufak bir makaleyi okuyabilirsin ya da ilgini çeken uzunca bir yazıyı tablette okuyabilirsin fakat saatlerce tabletten bir yazı okuyamazsın.

      1: Yorucu olur. Arka plan ışıklandırmalı bir ekranda yazı okumak cidden gözleri yoruyor.

      2: Kitap okumak için pil süresi yetersiz... Hele ki ayn cihazdan hem internet-film v.b. işleri halledip hem de kitap okumaya kalktığında kitap okumak için kalan enerjin daha da azalacak...

      E-kitap denen meret mürekkep ekran ile donatılmış. Mürekkep ekran enteresan bir icad. Hakikaten bir kağıtta yazı okurmuş hissiyatı uyandırıyor. Siyah-beyaz bir ekran. Tam renkler öyle değil elbet ama karşıt 2 renk yani... Gözler mutlu :)

      Ekrana sayfa geldi mi yeni sayfaya geçene kadar enerji tüketimi yok. Yani alıştığımız ekranlardaki gibi saniyede bilmem kaç kere yineleme hızı gibi bir durum olmadığından enerji tüketimi çok çok düşük... Cihaz sürekli açık kaldığında 2 ay pil ömrü var. Daha ne olsun :) İşlemci hızı sayfa yenileme hızı düşük haliyle. Zaten 1 saniyede ekrandaki sayfayı bitirip yeni sayfaya geçmeyeceğimize göre sorun yok...

      3 aylık bir yurtdışı seyahatine çıktım yakın zamanda. Bisikletle tabii :) Yabancı memlekette kamp atarken çok daha temkinli davranmak gerekiyor. Ateş yakamıyoruz. Çevreden farkedilmemek için. Eh kampta ateş yoksa hava kararınca çadırlara giriyorsun hemen. Arkadaşımda kindle vardı. Çadırda uzun süre kindle ile kitap okuyabiliyordu. Çünkü yapacak başka bir iş yok ! E ben? Telefonla oynasam şarjım bitecek. Netbook götürmüştüm taş çatlasın 5 saat. Film-dizi seyredebilirim. İnternet herzaman çekmeyebiliyor... Şarjını bitirsem yarın bir yerde şarj edeceğim meçhul... Uyku da tutmuyor saat erken. 3 ay kafayı yedim :) Yani uzun süreli turlarda kamp zamanları kindle hayat kurtarıcı olabiliyor :)

      Yurtdışındasın türkçe kitap bulamıyorsun. İnternetten yeni kitap satın alabilirsin. paran yoksa korsan indir :)

      Ha şimdi turdan döndüm kitap falan okuduğum yok haliyle. Şimdilik askıya aldım kindle işini. Ama yine uzun bir tura çıkarsam ilk işim kindle almak olacak...

      Sil
  3. Dedenin tecrübeleri?
    http://kuzenimenotlar.blogspot.de/

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

X-CITY' YLE EFENDİLİĞİN KİTABINI YAZMAK

Böcekler Diyarı Çilingoz ve Tırtıl Otobüs